GenelKitapWonhonland

Yemin – Kimberly Derting (Kitap Yorumu)

 

 

Elimdeki Yemin’in baskı yılı 2011 ve ilk basım. (2. baskı yaptı mı bilmiyorum zaten. 🙁 ) 7 yıl sonra tekrar okuduğum bir kitap!

O zaman 9. sınıfın yarıyıl tatiliydi sanırım. Zaman çok çabuk geçiyor. Aynı bu sefer de olduğu gibi bir günün içinde, sadece birkaç saatte bittiğini biliyorum.

O zamanlar en sevdiğim kitaptı Yemin..

Devamı neden çıkmadı bilmiyorum. Kimse benim kadar beğenmedi herhalde. Yine de ben çok beğendiğimi dile getireceğim. Hatta devam kitaplarını da almayı düşünüyorum. Geçenlerde verdiğim Bookdepository siparişim mutlulukla nihayete erdi çünkü. :))

Yemin bir distopya. (Okuduğum pek çok kitap gibi.)

Onu piyasadaki diğer distopyalardan ayıran bir nokta arayacak olursam… Sanırım eşsiz bir yanı olduğunu söyleyemem. Ama dikkatinizi çekebilecek bir kaç nokta bulabilirim.

 

Yemin’deki dünyada kast sistemi mevcut. (Klasik örneklerde hep tek tip insan olur. Makineleşmiş. Aynılaşmış.) Dışlanmışlar, hizmetçiler, tedarikçiler, müşavirler ve kraliyet diye sınıflara ayrılıyor bu sistem.

Ana karakter Charlie, normalde tedarikçi sınıfına mensup ve ailesinin sahibi olduğu lokantada çalışıyor. Bu restorana her sınıftan insan gelebiliyor. Bu sayede Charlie’nin üstündeki sınıflardan birinin ona yönelttiği tacize ve kastın kötü kurallarına ilk elden tanık oluyoruz.

Düşünsenize.. Her kastı sınıfının dili farklı ve kendinizden üst sınıfın dilini konuşmayı bırak anlamanız bile yasak. Hatta o kişi konuşurken ona bakmanız bile idam sebebi.

Ne kadar acımasız ve aşağılayıcı bir durum düşünebiliyor musunuz?

Ve böyle bir ortamda Charlie, her dili anlayabilmesini sağlayan bir yeteneğe sahip. Daha önce varlığını bile bilmediği dillerin bile.

Böyle bir sistem içinde ayakta kalmak zaten zorken bir de karşısına Max adında bir asker çıkıp kafasını karıştırmaya başlıyor. En yakın arkadaşı Brooklyn’in de uçarı bir kız oluşu ve onu yanında sürüklediği gece klüplerinde karşılaştığı insanların sunduğu tehlike de cabası.

Her şeyin dışında, aslında en çok korkması gerektiği kişi Kraliçe. Kraliçe Sabara.

250 sayfalık koca bir kitap bu Kraliçe’nin ortadan kaldırılması için verilen bir mücadelenin hikayesi ve seriye ait diğer iki kitap da bu mücadeleye devam edecektir,(farklı bir şekilde) eminim.

En çok bu yönünden nefret ettim kitabın. Devam kitaplarına başka bir düşman bulunabilirdi. Sabara mevzusu bu kitapta bitmeliydi bence.

Şey.. Fangirl moduna gelirseeek..

Sevdiğim kısım ise Max. Liseli halimin best book boyfriend’lerinden.

Onun duygularında net olması çok hoştu. Kızı, kızın kendisine karşı korumak için ettiği yemin, bana, “Ne tatlı bir erkek…” şeklinde bir iç çekiş yaşatmadı diyemem.

Ve bir diğer sevdiğim kişi Angelina. Charlie’nin kızkardeşi. Ne kadar güçlü olduğunu ancak son anlarda görebildik. Eminim devam kitaplarında daha etkin bir rolü vardır. Umarım öğrenme fırsatı bulurum.

Brooklyn hariç ısınamadığım karakter yok gibi.

Zafir ve Cloude’u daha çok görmek isterdim. (Bromance sever yüreğim ne yapsın yani?)

Spoiler gibi bir şey olacak ama kızın ailesinin hayatta kalması güzel bir ayrıntı oldu. Çoğu hikayede ya en başında ölü oluyorlar ya da bir fedakarlık sonucu yitip gidiyorlar.

Yazarı, ebeveynleri 5 dakikalık hüzün için malzeme etmediğinden tebrik ve takdir ediyorum.

 

Yalnıııız.. Xander ile aşk üçgeni yapmaya kalkışırsa eğer devamında, kan çıkar.

 

Alıntılar;

“Kraliçe’nin yerini almak gibi bir amacım yok.”

Bir anda araya girmiş olmamın Claude ve Zafir’i şaşırttığını görünce, onların saltanat dilini anladığımı bilmediklerini hatırladım.

“Dilimizi anlıyor mu?” Zafir’in yüzü şaşkın bir gülümsemeyle aydınlandı.

“Anlıyor,” diye cevap verdim, konuştuğu kişi benmişim gibi.

Ama ben değildim. “Başka neler yapabiliyor?”

Max cevap verdi. Angleşçe, “Bunu henüz kendisi de bilmiyor. Zaman gösterecek.”

Böyle bir olasılığı, başkalarının lisanını anlamanın ötesinde başka yeteneklerimin olabileceğini daha  önce hiç hesaba katmamıştım.

“Ya kız kardeşin? Onun da yetenekleri var mı?” konuşan kişi Claude’du. Sesi öğrendiği şeyden rahatsız olmuş gibi çıkıyordu. Ötekilerden tek farkı, doğrudan benimle konuşuyor olmasıydı.

 

 

“Charlie.” Sadece tek bir kelimeyle,kuvvetli bir fısıltıyla söylenen o kelimeyle bütün dikkatimi çekmeyi başardı.

Gururumu kaybetmeden nefes almaya çalıştım. Ama nefesim ve sesim boğazımda düğümleniyordu. Başparmağı her zamankinden daha hafif bir şekilde hareket ediyor ve içimde beni sarsan sel taşkınları meydana getiriyordu.

Omuzlarım düştü.

“Evine dön. Eğer kendini tehlikeye atarsan sana verdiğim sözü tutmakta zorlanırım.”

 

 

Son olarak, Goodreads’ten devam kitaplarının yorumlarına baktım da…

Niye seveni az ya?

Çok sinir olduğum şeyler olacak he. Hissedebiliyorum.

About author

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.
Related posts
FilmGenelKitapSinema

The Sun is Also a Star Filmine Dair

DiziGenelSinemaWonhonland

En iyi 10 Marvel Dizisi

DiziGenelSinemaWonhonland

Kore Dizisi Önerileri (2019)

GenelKitapWonhonland

The Wicked King - Holly Black (Kitap Yorumu)

Bizimle Yazmak İster Misin?
Mail ile kendini tanıtman yeterli :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir