DiziGenelWonhonland

Thrity But Seventeen / Still 17

Thirty But Seventeen  karşısında adeta kelimelerim kifayetsiz…

Şimdiye kadar böylesine bağlandığım bir kore dizisi olmamıştı. Dehşet bir prodüksyonu yok, yatırım milyar dolarlar değil ve oyuncular aşşırı popüler değil. (Son zamanlarda popüler sayılırlar tabi.) Senaryo da dehşetengiz bir şekilde orijinal değil ancak ben her bölümü 3 kere izliyorum ve yeni bölüm için her seferinde gün sayıyorum.

İnsanı kendisine çeken bölüm bölüm artan sıcak duygular olabilir

Öncelikle konudan bahsetmeliyim. Thirty but Seventeen, (30 ama 17) adından da anlaşıldığı gibi 30 yaşında 17 hisseden bir kadının hikayesi. Hisleri kendi istediği için değil kaybettiği 13 yıl yüzünden değişmemiş durumda. Pilot bölümden bahsedecek olursam;

Woo Seo Ri dikkatini bir yere odakladığında gözü başka hiçbir şey görmeyen liseli tatlı bir kız. Gong Woo Jin de aynı yaşta, sevimli, resim çizmeyi seven, tatlış bir çocuk. Aynı mahallede yaşıyorlar ama aynı okulda olmadıkları için birbirlerini tanımıyorlar. Ancak Woo Jin sürekli sakarlıklarına şahit olduğu bu kızı her görüşünde daha da merak etmeye başlıyor ve onunla arkadaş olmak istiyor.

Dürüst olmak gerekirse ve kısacası çocuğun ilk aşkı bu kız.

Bir yanlış anlaşılmanın ardından Woo Jin’in de şahit olduğu bir kaza sonucu Seo Ri komaya giriyor. Ancak bir diğer yanlış anlaşılma yüzünden Woo Jin, onun öldüğünü sanıyor ve bu onda travma oluşturup insanlardan kaçmasına ve tüm neşesini kaybetmesine neden oluyor.

“Benim yüzümden öldü. İnsanların işine karışırsam onlara zarar veririm.” gibi düşünceler kişiliğini değiştiriyor.

13 yıl sonra Seo Ri uyandığında kaderin cilvesi 🙂 tekrar karşılaşıyorlar ve Seo Ri etrafına duvarlar örmüş Woo Jin’i yavaş yavaş o duvarların arkasından çıkmaya ikna etmeye çalışıyor tabiri caizse.

Gençliğinde çok gülen sonra gülmeyi unutan Woo Jin yavaş yavaş mutluluğu yeniden öğreniyor

Ablası, babası ve yeğeni hariç kimsenin yanında rahat hissetmeyen, sadece bir arkadaşı olan onunla da iş dışında pek alakası olmayan adam yavaş yavaş değişiyor ve Yang Se Jong’un hayat verdiği Woo Jin, görselliği ile de sizi büyülüyor. Adamın içinizi ısıtan bir gülümsemesi var.

Thirty but Seventeen’de yan rollerin de etkisi epey büyük aslında

Pek çok gizemin de etkisiyle kendisini merak ettiren Thirty But Seventeen’de gerçekten kişilikleriyle dikkat çeken karakterler var. En marjinali Jennifer, elbette.

İnsan ansiklopedisi, alışveriş uzmanı, dövüş sanatlarıyla ilgili ve profesyonel bir kahya. En çok dikkat çeken yanı robotik konuşması ve kıyafetleri olabilir gerçi.

Yoo Chan ve saz arkadaşları da bir diğer komedi unsuru. Yoo Chan, Woo Jin’in yeğeni ve saz arkadaşlarına göre çok daha etkin bir rolü var. Hiç girmek istemediğim bir konuda öne çıkıyor kendisi;

Aşk üçgeni.

Olabilitesi olmayan bir şey için senaryoda o kadar yer kaplıyor ki bu konu, sinirlerimi bozuyor. Çok sevimli bir karakteri gözümde itici yapıyorlar böyle böyle.

Bunu da söylemezsem olmaz. Dayısının ilgisini fark ettiği halde kendisini tersine ikna etmesi beni 10. bölümde kendisinden epey uzaklaştırdı. Boşuna dram yapma kardeşim işte. Sağdan soldan herkes diyor 10 yaş büyük kadınla nasıl çıkar, nasıl olur böyle bir şey falan diye. Hayır Seo Ri’nin ümit verdiği de yok. 17 yaşında bir kız nasıl arkadaşça davranabilirse öyle davranıyor. Kaldı ki kız Woo Jin’den de bir nevi kaçıyor. Aşkta gözü yok. Hayallerinin peşinden gitmeye çalışıyor.

Aşk Üçgeni Demişken

Bir beyimiz daha var. Olabilitesi olabilecekken harcanan bir bey. Kim Hyung Tae. Seo Ri’nin lisedeki yakın iki arkadaşından biri ve çocuk ona aşık. Üniversite için Almanya’dan kabul aldığını öğrendiğinde Seo Ri’ye evlenme teklif edip beraber gidelim diyen biri. Komaya girdiğinde de lisedeki berbat notlarına rağmen sınava 5 kere girip doktor olan kişi.

Elbette her şekilde Woo Jin’in yanındayım ama eğer 2. bir erkek olacaksa rekabet etmesi gereken bir kişi varsa bu Hyung Tae olmalıydı diye düşünüyorum.

Senarist She was Pretty’nin de senaristi aynı zamanda ve oradaki 2. erkek kadar hiçbir k-dramada sendroma girmedim ben. Çok sevdiğim bir karakterdi o. Bu dizide de böyle bir ikinci erkek iyi giderdi.

Ancak aynı şekilde High School King of Savvy dizisinde de senaristlik yapmış biri olduğu için Yoo Chan gibi bir karakter yazmasını da anlayabiliyorum. (Onaylamıyorum tabi)

 

Dizi henüz bitmedi. Asya oyunları yüzünden de yayın süresi bir hafta uzadı. Diziye ne kadar bayıldığımın bir önemi yok. Hemen bitmesini istiyorum ben.

Aklımda 5 soru var şu an;

Jennifer’ın gizemi ne?

Seo Ri’nin dayısı ve yengesi neden onu terk etti?

Hastane masraflarını kim ödedi?

Woo Jin ilk aşkının bunca zamandır ölmediğini ve bir süredir de yanında olduğunu öğrendiğinde ne olacak?

Hyung Tae ile Seo Ri artık karşılacak mı acaba?

 

Final verdiğinde spoiler olsun diye tek tek bu soruların cevabını güncelleyeceğim.

Son olarak Yang Se Jong’a aşık olduğumu söylemek istiyorum. Epey yakışıklı ve ulaşılmaz görünse de bir komşu çocuk hissiyatı veriyor insana. Umarım çok daha fazla yolu açılır. Shin Hye Sun ile o kadar yakıştırdım ki bir daha romantik dizi çekmesini istemiyorum şu an. Thirty but Seventeen’i izleyin, izlettirin. SBS’den çift ödülü falan almaları muhtemeldir.

 

 

About author

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.
Related posts
FilmGenelKitapSinema

The Sun is Also a Star Filmine Dair

DiziGenelSinemaWonhonland

En iyi 10 Marvel Dizisi

DiziGenelSinemaWonhonland

Kore Dizisi Önerileri (2019)

GenelKitapWonhonland

The Wicked King - Holly Black (Kitap Yorumu)

Bizimle Yazmak İster Misin?
Mail ile kendini tanıtman yeterli :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir