AnimeGenelSinemaWonhonland

The Boy And The Beast/ Bakemono No Ko

 

İstisnasız her anime filminde olduğu gibi, The Boy and The Beast de, bende duygu patlamaları yaşattı.

Başta Ren için üzüldüm.

Annesini kaybetmiş, her şeyden nefret eden, babası tarafından terk edilmiş, yalnız kalmış 9 yaşında bir çocuktu çünkü.

Sonra biraz güldüm.

Akrabalarından ve gördüğü diğer insanlardan kaçıp kendini canavarlar diyarında bulması ve Kumatetsu ile tanışmamız, çok şeker sahneleri getirdi çünkü.

Kumatetsu bir kılıç ustası. Hayvan Cenneti bölgesinde, Yüce ustanın yerini alması için aday olan 2 kişiden biri. Ancak en az Ren kadar yalnız biri. Hiç öğrencisi yok ve kapısında bulduğu Ren’i öğrencisi yapmak istiyor.

Ren tabi insan olduğu için oranın adetlerine bir süre alışamayıp, sonradan bu kendisine benzeyen Kumatetsu şapşalını benimsiyor.

Sürekli atışmak üzerine bir ilişkileri var ama inanın böylesi daha samimi. Baba-oğul hissiyatını daha nasıl yansıtırlardı bilmiyorum.

Filmin bir noktasında insanların içindeki karanlıktan bahsedildi ancak ben bunu son dakikalara kadar epey görmezden geldim.

Sonra anladım ki filmin asıl mesajı aslında buymuş.

Ren yıllar sonra tekrar insanların dünyasına gittiğinde, camda kendi yansımasını görüyor. Ama kalbinde bir boşlukla ve yapayalnız bir şekilde görüyor. İnsan dünyasına gittiğinde tanıştığı bir kız var. Kaede.

Bu kimlik karmaşasında o yanında duruyor.

“Ben kimim? Ben neyim?” sorularına cevap veriyor. Kendisinin de zaman zaman göğsünde bir boşluk hissettiğini ve öfkelenebildiğinden bahsediyor.

Benim o kadar olaydan sonra anladığım şu:

İnsanlar çok fazla kusurlu.

Doğa veya hayvanlar bizden kat be kat daha iyi varlıklar.

Nefret etmek için ne sebepleri olabilir?

Kibir? Kıskançlık? Doğalarında yok. İçgüdülerinde de.

Ren içindeki nefrete direnebilen ütopik bir karakterdi zannımca. Diğer kader yoldaşının aksine de fedakar bir hocaya sahipti.

Ancak yine olan benim favori karakterime oldu.

Kimi sevdiysek öldü bu Japon aleminde zaten.

Gerçi burda kimse ölmedi ama beni tatmin edecek şekilde de yaşamadı açıkçası.

Son olarak filmin mükemmelliğine diyecek lafım yok aynı yönetmenin bir iki filmini daha izledim onların da yazısını giricem ama şu balina olayına kafam takıldı.

Japonya’da farklı  bir anlamı vardır belki de, mavi oluşu aklıma şu intihar şeyli Blue Whale oyununu getirdi. Ancak o oyun 2016-2017 de popülerdi. Film 2015 çıkışlı. Yani bilemem sadece bir düşünce. Neyin düşüncesi derseniz, toplumsal algı. Malum Japonya intihar oranı en yüksek ülkelerden.

İzleme niyetiniz varsa sakın ertelemeyin. The Boy and The Beast sıcacık bir film.

 

 

 Şu yaratık ne bilmiyorum ama hep Kyuuta/Ren’in saçında duruyordu. Fare gibi bişey ama çoook tatlı.

About author

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.
Related posts
FilmGenelKitapSinema

The Sun is Also a Star Filmine Dair

DiziGenelSinemaWonhonland

En iyi 10 Marvel Dizisi

DiziGenelSinemaWonhonland

Kore Dizisi Önerileri (2019)

GenelKitapWonhonland

The Wicked King - Holly Black (Kitap Yorumu)

Bizimle Yazmak İster Misin?
Mail ile kendini tanıtman yeterli :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir