FilmGenelSinemaWonhonland

Spider-man : Homecoming (Film Yorumu)

 

 

Konuya bodoslama dalacak olursaam… Spider-man: Homecoming beklendiği gibi değildi.

Açıkçası Marvel filmlerini epey severim. Hulk’ın solo filmi hariç MCU’nun bütün filmlerini izledim. Spider-man’in Sony yapımı filmlerini de izledim. Bu filmde işin içinde Marvel olduğu için doğrusu beklentim büyüktü. Ama olmamış yerler vardı.

Öncelikle, giriş bölümünde Avengers grubunun dağıttığı şehrin enkazını toplayan ekibi görüyoruz. Yani başta Tony onları ekmeğinden etti diye bir üzüldüm. Ancak çok uzun sürmedi bu. Yani üzgünüm böyle demek zorundayım ki, çöpçüler bile bilim adamı olmuş.

Kesinlikle burda hakaret etmiyorum ama yani ne alaka? Bir de şunun gibi bir şey diyor beyaz saçlı aile babası olan amca. “Götüreceklerimizi kendimize saklarız.” tarzı bir cümle kuruyor. Yanlış hatırlıyor olabilirim ama aynen öyle yapıyor sonuçta.

Burdan sonra 8 yıl ileri gidiyor ve Peter’ın video günlüğü başlıyor. Civil War’a nasıl dahil olduğunu görüyoruz. Isırılma kısmından başlamaması bence iyiydi. Birden fazla kez gördük çünkü bunu.

Tom Holland’ın role uygun olduğu görüşündeyim. Yaşı, görünüşü 14-15 yaşında birini canlandırmaya uygundu gayet.

Bir Spider-man solo filmi olsa da İron Man’in varlığı filmi güzelleştiren en büyük etkenlerden biriydi. Peter için bir baba figürü gibiydi. Tony kendi tarzında onu koruyup, tavsiyeler verdi. Happy’nin olduğu her sahne ise komediydi.

Peter, yeteneklerini kullanmak ve Avengers!ın bir parçası olmak için çok hevesli olarak sunulmuştu bizlere. Film boyunca amacı Avengers olmaktı zaten. Bir kendini kanıtlama isteği içindeydi.

Yine filmin kurgusuna dönecek olursam, bu enkazdan doğan bilim adamları, uzaylılardan kalma döküntülerdeki, enerji taşlarını mı diyim ne diyim işte onları alıp, normal silahlarla birleştirerek, seyyar bir şekilde illegal yollardan suçlulara satmaya başlıyorlar. Başta neyse bilmiyorum artık ama sonradan saplatılı bir işe dönüşüyor olmalı ki aile babası, gözünü kırpmadan ortaklarından birini öldürüyor. Neymiş? Karısı, kızı bu yaşantısının karanlık kısmını öğrenmesinmiş. E yapma sen de?

Adam hiç yani konu kızının hayatı olduğunda bile vicdan yapmıyor. Çok vizyonsuz bir kötü karakterdi ya. Adamı sınıflandıracak bir sıfat bile bulamıyorum. Peter’a geçiyorum.

Klasik bir ergendi işte. Liseden çok ortaokul ezikliğinde bir karakterdi. Yakın arkadaşı ile ilişkisi hoştu. Ki arkadaşı ayrı bir olay.

Hiç arkadaşı olmayan Michelle ise apayrı bir olay. Başta orda burda saçma sapan şekillerde karşımıza çıktı. Böyle az görünse de ilgi çekiciydi. Hep durup düşünüyorsunuz “bu kızın vasfı ne şimdi?” diye. Sonunda öğreniyoruz. Spoiler olmasın diye söylemeyeceğim ama film yayınlanmadan önce söylenen hiç bir bilgi doğru çıkmadı nerdeyse.

İnsanları kandırıyorlar.

Peter’ın aşkısı Liz kilit karakterlerden biriydi. Hoşlanmanın karşılıklı olması güzel oldu ancak o ilişkinin yürümeyeceği başından beri belliydi.

Bahsetmediğim ve bahsetmeyeceğim bir sürü ayrıntı var ama spoiler vermek istemiyorum o yüzden kısa kesiyorum.

Oyuncu seçimlerinde diğer versiyonlar gibi çizgi romanlara biraz daha sadık olunabilirdi. Hitap ettiği 7 yaş ve üzeri kitleye göre güzel bir filmdi ancak benim beklentimi karşılamadı.

Bi de şey, May Hala. Tamam güzel kadın. 52 yaşında olmasına rağmen 30’larında gösteriyor falan ama… Herkes mi yürür kadına ya?

 

 

“Kostüm olmadan ben bir hiçim.” kısmında Tony söylediği ve yaptığında haklıydı. Ayrıca Peter’ın kendi tasarımının bence kendi ruhu var fjgkhg

Yalnız,  Kostüm Abla çok iyi bir detaydı.

 

 

Sonunda çalan şarkı da hoşuma gitti bu arada.

About author

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir