Patron- Vi Keeland (Kitap Yorumu)

Patron – Vi Keeland 

Chase Parker’la ilk tanıştığımda verdiğim ilk izlenim pek hoş sayılmazdı. Beraber yemeğe çıktığım adamdan beni kurtarması için restoranın tuvalet sırasında telefonla arkadaşımı arıyordum. Telefonda dediklerimi duyduğunda benim adi biri olduğumu söyleyip istememiş olmama rağmen tavsiyede bulunmuştu.

Ona çenesini kapamasını söyledikten sonra beraber çıktığım adamın yanına geri dönmüştüm, o da beraber olduğu kadının yanına. Yanımızdan geçerken bana o muhteşem gülümsemelerinden biriyle baktı. Gece boyunca onun oturduğu tarafa kaçamak bakışlar atmaktan kendimi alamadım. Birkaç kez göz göze geldikten sonra beraber olduğu kadınla birlikte masamıza geldi ve eskiden beri tanışıyormuşuz gibi bir hikâye uydurup beni içinde bulunduğum durumdan kurtardı. O yemekten sonra Chase’i çok düşündüm. Bir ay sonra yeni işime başladığımda kendisinin patronum olacağını bilmiyordum tabii…

 

#fangirling

 

Bu tarz kitaplar hep akıcı oluyor o yüzden kitabın dilinden falan bahsetmeyip direk içeriğe gireceğim. 😀

Yani konuda Reese’in de açıkladığı gibi Chase Parker, göz alıcı bir adam.

Yani kendisi “ideal erkekler listem”e girmez muhtemelen benim ama çoğu kadının girer. 30’larıma geldiğimde benim de girer belki. fcjghchm Yakışıklılığına övgüler yağdırılan, fit, zeki, zengin ve espritüel bir erkek Chase. Reese de gayet alımlı, güzel, kariyer yapmış, ne istediğini bilen bir kadın.

Patron’da, çiftin ilk karşılaşmaları Reese’in fiyasko bir randevusuna Chase’in ve partnerinin dahil olmasıyla başlıyor. İkili bir randevuya dönüşen gece Chase sayesinde fiyaskoluktan çıkıyor ve sürekli Chase’in ona sataşmasına rağmen gecenin bitmemesini dilerken buluyor Reese kendini.

Bu arada Chase kendisini eski sevgilisi olarak tanıtıyor diğerlerine. Daha yarım saat tanıştıkları halde öyle bir geçmiş hazırlıyor ki, birden ortaokuldaki ilk sevgilisi oluveriyor. Öyle saçma bir geçmiş yaratıyor ki…

Gecenin sonunda ayrılırken bir daha görüşmekle ilgili bir söz etmeden sarılıp ayrılıyorlar. Reese oldukça etkilendiği bu adamı, Facebook’ta aratmaktan da geri kalmıyor daha sonra ama tekrar karşılaşana kadar bir iletişimde bulunmuyorlar.

Tekrar karşılaşmaları Reese’in yanında çıktığı başka bir adam varken gerçekleşiyor.

Chase bu sefer de kendini kuzeni olarak tanıtıyor. Daha sonra Reese’in yakında işsiz kalacağını öğrenip yardım teklif ediyor ve onu arkadaşı Sam’e yönlendiriyor. Sam ona bir iş buluyor.

Chase’in şirketinde. Başta Chase, Reese’in onun için çalışmasını istemiyor çünkü ondan etkilendiğini kabul etmiş ve peşine düşmek üzere. Ancak aralarında gelişen bir yanlış anlamanın ardından Reese orda çalışmaya başlıyor.

Dediğim gibi Chase peşine aynı ofiste ilişki yasağı kuralına rağmen düşüyor ve aralarında bir ilişki başlıyor.

Aslında bu tarz kitaplarda önce sadece fiziksel bir ilişki gelişir ancak  Patron’da Chase  patronluğunu gösteriyor, aynı zamanda hoşlandığını da dile getiriyor ve gerçekten çıkıyorlar.

Klişe olacak (oluyor) ama Chase’in geçmişi işin içine dahil olunca saçma bir ayrılık oluyor. Kıskanma şeyleri, güvensizlikler…

İki karakterin de yaşadıkları sorunlu olaylar var.  Bu ilişkilerini oldukça etkiliyor.

Neyse yani sonuca gelecek olursam her romantik komedi gibi bitiyor Patron. Kore dizisi kıvamında amerikan hamuruyla yoğurulmuş falan filan.

Size bişey katmaz. Çerezlik.

Ya da belki şu sözü katar;

 

“Ya şöyle olsaydı’lara odaklanma. Elinde olanlara odaklan.”

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.