My Golden Life (Dizi Yorumu)

 

Daha bitmeden yorum işine girişmemem lazım aslında ama dayanamadım. 28. bölümü izleyip geldim.

Baştan izlediğim yere kadar biraz anlatıp, dizi bitiminde kaldığım yerden güncelleyeceğim sonra bu yazıyı.

My Golden Life’a  bu yazıyı yazmadan bir hafta önce başladım ve baya hızlı bir şekilde güncele geldim. Aile dizilerini, hele uzun (50 bölümlük) dizilerini çok nadir izlerim. Zaten izlediğim iki tane 50’lik dizi var. Biri Saraydaki Mücevher diğeri de My Father is Strage.

İşte My Golden Life’da 3. sırada ve My father is Strange kadar iyi gidiyor bence.

Zaten hafta sonu dizileri yüksek reytingli olur ama My Golden Life, epey sevilmiş olmalı çünkü reytingler neredeyse 40’ı görecek.

(Bence görür yani.)

Diğer benzerleri gibi (hayat çalmalılar işte) uzatmadan gerçekler ortaya çıktığı ve senaryo görece hızlı olduğu için klişe bir konuyu sıkılmadan izlettirebiliyor size.

Etrafta yazan konusu;

Eskiden zengin bir kız olan Seo Ji An, babasının iflası sonrasında ailesinin geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Artık sözleşmeli bir çalışanıdır ve hayatını kısıtlanmış duygularla yaşamaktadır. Bir gün ona zengin bir ailenin kızı olmak için bir şans verilir.

Bu. Ama ben çok açıklayıcı bulmadığımdan, biraz spoiler da vererek içerik olarak anlatıcam.

 

Ortada Choi Eun Sook adında kayıp bir kız var. Kaybolalı 25 yıl olmuş. Aile cheabol yani zengin. Ama öyle aile içinde samimi olan zenginlerden değil. Baya kendi evlerinde bile süslenerek yemek yiyen katı türde zenginler.

Bu kızını kaybeden zengin kadına bir gün bir mesaj geliyor. Kızının yerini biliyorum diye. Ama ortada iki kız var. Kaybolan kızı bir aile almış ve kendi kızları gibi büyütmüş. Haber veren kişi de hangisi bilmiyor. Kızların diş fırçalarını kadına gönderiyor ve DNA testi yaptırmasını istiyor.

Yaptırıyor ve sonuçların biri pozitif çıkıyor.

Yılların verdiği beklenti ve suçluluk duygusuyla ailenin kapısında buluyor kendini tabi zengin kadın.

Diğer aile de eskiden zengin olup iflas eden aile işte. Bu ailede baba zamanında çok çalışmış, şimdi de çalışıyor ama karşılığını alamayan cinsten. Ailede herkes çalışıyor ama en çok kendini paralayan Ji An tabi. Durun. Oraya da geleceğim ama önce… sinsi anne.

Zengin olan anne kızların evine gittiğinde, onları büyüten anneye baskı uyguluyor “Hangisi benim kızım?” deyip sonunda yalvarıyor ve acılı bir haykırış duyuyor “Ji An!” diye.

Bu kısım spoilera giriyor biraz ama birkaç bölüm sonra anlaşıldığı için çok da önemli değil bence.

Aslında Choi Eun Sook, Ji Soo.

Ancak sinsi anne, onun yerine Ji An’ı zenginlerin yanına gönderiyor. Babasının iflasından sonra bütün hayallerinden vazgeçip, tabir-i caizse köpek gibi çalışan kızı biraz rahat etsin diye.

Kaldı ki orada hiç de rahat etmiyor kızcağız.

Bu sırada ise, Ji Soo, başlarda tek derdi ekmek yapmayı öğrenmek isteyen, avare avare dolaşan, Son Woo Hyuk’tan hoşlanan şirin bir kız olarak karşımıza çıkıyor.

Ji An’ın o eve gidişine en çok karşı çıkan kişi de Ji Soo. Ji An’ın muhtemelen en çok sevdiği kardeşi de Ji Soo.

Ancak Ji An’ı en çok yaralayan da Ji Soo bence. Gördüğüm en fevri karakterlerden biri çünkü.

Ji An’ın bir sahnede dediği gibi de bencil. Ölümden dönen bir insanı suçlayacak ve dinlemeyi reddedecek kadar.

Aile kısmında (Seo ailesi) en büyük çocuk Ji Tae, ailesi için epey endişelenen fakir olduğu için evlenmek istemeyen bir tip. (Evleniyor ama.)

Ji Ho, en küçükleri. Herkes onu üniversiteye hazırlanıyor diye bilse de, çeşitli part-time işlerde çalışıp para biriktirmeye çalışan, kendi işini kurmak isteyen bir karakter.

Annenin adını inanın bilmek bile istemiyorum zaten. O da bencil bir kadın. Zengin aileden bir restaurant kopardı.

Zavalla babacık… Dizide her gördüğümde ağlayasım gelen mülayim insan. Ailesi geçinsin diye inşaatlarda çalışan, her yanı ağrısa da sesini çıkarmayan insan. 🙁

Choi ailesinde, herkes bir kasıntı.

Dede’den herkes korkuyor. Hayır yani mirastan men etse n’olacak?

Kaldı ki çoktan Do Kyung’u varis ilan etti…

(Do Kyung’a ayrı değinicem birazdan.)

Anne, ailenin en büyük kızı. Erkek olsa miras ona kalacak direk. Ancak cinsiyetçilik işte. Öyle olmuyor maalesef.

Baba, başta sessiz sakin, iyi biri gibi görünmüştü gözüme. Ancak sinirlendiğinde hiç de hoş bir insan değil. Gerçi herkes çirkinleşir o durumda ama, bu adamdan beklemiyordum ben. 🙁

En küçük kız, Seo Hyun, biraz saf. Stres atmak için kılık değiştirip clublarda dans ediyor. Hiç arkadaşı yok. Ev dışında biraz kaba ve patavatsız.

Bir şekilde dolandırılacakken Seo Ji Ho ile tanışıyorlar. Eh bir çeşit arkadaş olduklarını söyleyebiliriz. Eğlenceli sahneleri oluyor..

Evet.. Do Kyung.

Choi Do Kyung.

Karakteri canlandıran Park Shi Hoo, çok tatlı tipli ne yalan söyleyeyim. Ama üzülerek de söyleyeceğim ki gözüme yaşlı göründü biraz. 🙁 Uzun zamandır dizi çekmiyordu biliyorum, zaman çabuk geçiyor işte.

Dizide baya başrol Do Kyung. Klasik zengin iş adamı. Başlarda hafif çatlak ve tatlıydı. Ji An ile tanışmaları kısmı özellikle klişe olsa da, ilişkilerinin gidişatı pek öyle olmadı.

Bildiğimiz nefretle başlayan aşk olacaktı kardeş meselesi çıkmasa…

Azıcık bahsedeyim madem.

Ji An, patronunun arabasını geri götürürken, Do kyung’u solladığı için bir karmaşa oluyor ve sonuç olarak da kaza oluyor.

Olay sonucu Ji An, Do Kyung’a borçlanıyor.

Ji An, o sıralar kadrolu çalışan olmayı bekleyen geçici bir çalışan ve beş kuruşu yok tabi. Ödeyeceğine söz veriyor ve o sırada olay yerinden geçen Son Woo Hyuk’la karşılaşıyorlar. İkisi liseden arkadaşlar. Gelsin aşk dörtgeni. Çünkü Ji An, Hyuk’un ilk aşkı. Do Kyung ve Ji An başrol. Ji Soo’da Hyuk’a aşık.

(Aklıma acayip takılan mesele, madem Ji An ve Hyuk liseden arkadaş, Ji Soo neden Hyuk’u o zamanlardan tanımıyor? Yani Ji An ile marangozluk dersinden tanışıyorlar okey de. Hiç mi okulda görmemiş? Nasıl olur böyle bir şey?)

Do Kyung kardeş olduklarını sandıkları dönemde, Ji An’ın ona abisi gibi davranması için epey uğraştı. Ancak kardeşi olmadığını söylediğinde ve bir süre saklamasını isteyip, kendi söylemek istediğini söylediğinde, kıza dünyayı dar etti.

Bu süreçte muhtemelen aşık oldu ve bu yüzden de biraz eziyet etti kıza bence.

Yalnız Ji An, o eve hiçbir şey bilmeden gittiği ve annesinin tezgahının farkına vardığında ciddi anlamda yıkıldı.

Hayatına son vermek isteyecek kadar.

Bir de Do Kyung’un ettiği son hakaretler iyice aralarındaki duvarları çoğaltınca kız sevse de kolay kolay bir romantizm görebileceğimizi sanmıyorum.

İşte son bölümlerde (27-28) nişanlısı da geldi. Ama beyimizin aklı da yavaştan başına geliyor sanırım.

Ailesine “sevmediğim biriyle evlenmem” dedi. Lafının arkasında ne kadar durur tartışılır.

Ji An’ da kolay kolay onun kollarına atlamaz diye umuyorum. Do Kyung ettiği laflardan ne kadar pişman olsa da, biraz sürünmeyi hak ediyordu. Çünkü dizideki en saf karakter Ji An.

Daha eğlenceli sahneler görmeyi umuyorum. Özellikle Do Kyung’un arkadaşını daha çok görmek istiyorum. Ona da bir sevdicek getirseler de sahnesi artsa keşke. İki dkcık bile görünmüyor bir bölümde.

 

 

 

 

 

 

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.