Muhalifler – Marissa Meyer (Kitap Yorumu)

 

Süperkahramanlarla dolu bir dünya

Muhalifler, bu dünyanın iyileri. Güçlerini iyilik için kullanan taraflar. Bir de Anarşistler var. Güçlerini kötü amaçlarla kullananlar. Gerçi amaçları şu an bizim ülkemizdeki gibi bir durum. Mevcut yönetimin değişmesi üzerine çabalıyorlar. Tabii bunun için kullandıkları yöntemler ve sebepleri verdiğim örnekle alakasız. Onlar kaostan besleniyorlar. Bireysel özgürlük için insan öldürmenin normal olduğunu düşünüyor ve suikastten de çekinmiyorlar.

Bu karşıt taraflardan da birer ana kahraman çıkıyor karşımıza, Nova ile Adrian.

Nova bir Anarşist. Hem de öylesine bir üyesi değil grubunda. Bizzat liderin yeğeni. Dokunduğu kişiyi uyutma ve hiç uyumama özelliği var. Ne kadar güçlü olduğu tartışmaya açık ancak yazar daha çok zekasıyla öne çıkmasını istemiş muhtemelen. Bir nebze başarmış da ancak içinde sürekli çelişen ve doğru ile yanlış kavramlarına yaklaşımı yavaş bir yapısı olduğundan zekası bana göre geri planda kalmış. Yani anarşistlerin içinde büyüdüğü için Muhalifler doğal olarak düşman olarak öğretilmiş. Sebep sunmuşlar, bir şekilde kafasına yatmış. Yıllarca sorgulamamış. Öğretilene inanmış. Kendisi taraf seçmemiş.

Bu da bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi? 

Diğer tarafta da Adrian Muhalifler arasında büyümüş bir çocuk. Annesi ilk muhaliflerden. 2 babası da Muhalifler’in başı. Evet, 2 baba. Homofobik falan değilim ama bu ayrıntı kitapta baya yer ediniyor ve bence gereksizdi. Yani biliyorum günümüzde de eşcinsel devlet yöneticileri olduğunu ama kitap içinde arkadaşlarından birileri olsa bu karakter bence daha eğlenceli olurdu. Gay yakın arkadaş sahnelerini seviyorum ben. Böyle olunca ne bileyim, beğenmedim.

Devlet yöneticisi demişken işte en önemli konu bu. Muhalifler, süper kahramanlığın yanında, devleti de yönetiyorlar. Anarşistlerin bir nevi takıldığı nokta da bu. Onlar tarafından yönetilmek istemiyorlar. Genel olarak halkın da yarısı böyle düşünüyor. Halk normal insan. Bazıları Muhaliflere hayranlık duyarken bazıları da korkuyor. Süper güçleri olanlar da, ne muhalif ne de anarşist olanlar ya halk tarafından dışlanıyor ya da sınavlara girip muhaliflerden biri olmaya çalışıyor.

Adrian’da kendi adaletini arayanlardan biri. Gücü çizdiği şeyleri hayata getirmek ama onun kendi için daha büyük planları var. Ve insanlık tabii. Adrian iyi biri.

Ama kimin sırrı yoktur ki?

Bir suikast girişimi ile başlayan kitap, casusluk, kimlik karmaşası, iyi ve kötünün ayrımı, özgürlük arayışı, saçma intikam oyunları, arada gülümseten diyalogları, kaos ortamında bile romantizm sinyali veren birkaç sahnesi ve şaşırtmayı hedefleyen sonuyla iyi bir kitaptı.

Benim beklentim daha farklı bir yöndeydi. Ancak bu bir kitap. Marvel filmleri gibi bir şey  beklemek saçma olurdu. Kendi hayal gücümde bile biraz zayıf kaldı süper güçler. Artık beklentimi diğer kitap için yükseltiyorum. Bu kitabın biraz yavaş olduğunu o dünyaya giriş kapısı olduğu için affediyorum. Ancak yazar Marissa Meyer olduğu ve Ay Günlükleri gibi mizah, romantizm ve distopya yönünden beni en çok tatmin eden seriyi o yazmış olduğu için, elbette, beklentim yüksek olmalı bence.

Yan karakterlere hiç değinmemişiiiiim :O

Anarşist grubu her ne kadar kötü olsa da bir aile sıcaklığı -kötü aile- veriyordu size. Herkes birbirinin kuyusunu kazsa da Nova için hepsi birer bakıcı ve arkadaş oldukları için, kızsanız da nefret edemiyorsunuz. Siyanür, Honey, Fünye, Fobi ve Kuklacı’dan oluşan grupta benim favorim Fobi ve Honey. Fobi hiçbir şeye karışmadığı, konuşmadığı ve cool duruşundan -dumanından- ödün vermediği için.

Honey ise tünellerdeki pis ortamlarda bile elitistliğinden ödün vermediği ve şık duruşunu koruduğu için. Epey trajikomikti.

Muhaliflerden Haydut ne kadar şeker bir çocuk olsa da gücü korkunçtu. Kızıl Katil, Monark, Duman perdesi iyi bir gruptu ama çoook geri plandayılar. Hele Monark. ilk sahnede görüldü bi de sonlara doğru bir kere.

 

Son olarak aslında beni kitabı elime aldığım ilk an rahatsız eden şeyi söyleyeceğim.

Çeviri.

Yanlış olduğundan falan değil. Yukarıda saydığım kahraman isimlerinin orijinal haliyle bırakılmasını isterdim. Mesela Renegades kalsa kitabın adı ne olurdu? Yakalarındaki işaret R iken biz M demek zorunda kalıyoruz. Çizgi romanlar da genelde çevirilerde isimler orijinal bırakılıyor ki “özel isim” zaten bırakılmalı da bence. İsimlerin anlamlarını keşke sayfanın altına “çn notu” diye açıklasaydılar. Daha hoş olurdu kesinlikle.

Yine de bu güzel kitabı dilimize kazandırdıkları için teşekkürler. Keyifle okudum.

 

 

 

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.