Koe no Katachi (Film Yorumu)

Asla tanışmamış olmayı dilerdim.

Bir kez daha karşılaşabilmeyi dilerdim.

 

İşitebilen Shoya Ishida ve işitemeyen nakil öğrenci, Shoko Nishimiya.

Bir kader günü, ikisi tanışır ve Shoya, Shoko’ya zorbalık yapmada sınıfa öncülük eder. Ama çok geçmeden sınıf hedefini Shoko’dan Shoya’ya çevirir. Yıllar sonra Shoya, Shoko’yu şiddetle tekrar görmesi gerektiğini hisseder.

 

Ben Koe No Katachi’yi  izlemeden önce mangayı okudum. Açıkçası kısa bir one-shotı vardı. Onunla başladım.

Ben daha önce bir mangaya böyle ağladığımı hatırlamıyorum. Ya da kitaba. Belki bir dram filminde ağlamışımdır ama okuduklarım gördüklerime oranla beni etkilemez çok fazla. Kafamda yumuşatıyorum olayları belki de bilmiyorum ama, eh bu da görsel bir şeydi sonuçta. Sonuç: çok ağladım.

Küçücük bir kızın, hele de duyamayıp, konuşamayan bir kızın gördüğü zorbalık… Yani bu nasıl bir vicdansızlık?

Sevmeyebilirsin, anlamayabilirsin, külfetli bulabilirsin ama görmezden gel o zaman.

Yani görmezden gelmek de en az şiddet uygulamak kadar kötü, ama gidip de tek iletişim aracı defteri olan bir kıza, o deftere hakaretler yazıp sözlü taciz edecek kadar ne yaşadınız? Küçücük çocuklardınız. Bir kalbiniz yok mu sizin?

Japonların çok saygılı olduğuyla övünürler, harakiri muhabbeti var, samuraylar devrinden malum. Bu mangayı oluştururken neyin kafasını yaşadınız? Psikolojim bozuldu o sıralar benim ya.

Çok normal bir çocukluğum olduğu için böyle şeyler de yaşayan insanları düşünüp, üzüldüm. Hiç arkadaşı olmaması, iletişim kurmak istediği her insan tarafından itilip kakılması, hakarete uğraması…

Yazarken bile gözlerim doldu. Buraya kadar filmin bana hissettirdiklerinden bahsettim. İçeriğe gelirsek, işitme engelli bir kızın yaşadığı zorlukları içeriyor genel hatlarıyla. Ama işin diğer tarafında da ona zorlukları çektiren ama aslında zorba değil sadece cahil ve önyargılı bir çocuk var.

Ishida aslında gayet sıradan bir çocuk. Arkadaşlarıyla macera arayan kendini tehlikeye atacak şeyler yapmayı seven normal bir oğlan çocuğu. Nishida onun sınıfına nakil olduğunda garip karşıladığı hiçbir şey yok aslında. İşler onun duyamadığını ve konuşmadığını öğrendiğinde değişiyor işte.

Çünkü daha önce böyle birini tanımamış. Ona bir uzaylı kadar yabancı bir kavram bir insanın ondan farklı olması.

Belki ırkçılık gibi düşünülebilir. Kişinin kendinden farklı olanı yabancı olarak algılaması, onu ötekileştirmesi, görmezden gelmesi… İnsanların anlayamadığı şeylere yaklaşımı belirsiz olur. Ishida bu konuda ne yapmayı seçti bilemiyorum ama eminim uyguladığı şiddetin ve öncülüğünü üstlendiği etrafındaki insanların tutumunun farkına varması çok uzun sürdü.

Farkına vardığında denedi. Yaptıklarını değiştirmeyi. Yokuşa sürüklediği insanı kendince kurtarmayı. Saçma bir şekilde ilkokuldaki topluluk liseye taşınmasaydı bazı şeyler daha farklı olabilirdi ama mükemmel bir filmdi, Koe No Katachi.

Anlayabilene çok güzel toplumsal mesajlar veren mangası kadar olmasa da beni etkileyen bir filmdi.

Filmden çok One-Shot’ını önereceğim neredeyse. Ama görsellik de başarılıydı. Benim başından beri tek sorunum Ishida’nın saç tipi. Yoksa Seijuusu da iyiydi.

Başka bir kusur da bulamıyorum.

 

“See you again.” 

 

 

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.