Hepinizden Tiksiniyorum – Anna Breslaw

Hepinizden Tiksiniyorum, ismiyle kalbimi çalan bir kitaptı daha almadan önce. (Çünkü bu cümle kişisel sloganım gibi bir şey günlük yaşantımda. )İlk çıktığından beri istiyordum da, işte, Pegasus yayınlarından kitap almak biraz zor. Çok kaliteli bir yayın evi ama fiyatlar benim gibi bir öğrencinin cebini yakıyor malum.

Neyse. Kitaba geçiyorum hemen isyanımı kesip. 😀

Öncelikle… birden bitince şaşırdığımı söylemeliyim.

Kitap yarım falan kalmıyor tabii ki. Ama baya hızlı okumuşum ki 300 sayfa ne ara bitti gitti şaşırdım.

Epey akıcıydı ve diyaloglar betimlemeleri bolca kucaklıyordu. Sırf betimleme içeren kitapları çok da sevmiyorum. Beni yoruyorlar şahsen.

Hepinizden Tiksiniyorum’un hoşuma giden yanlarından biri  içinde bolca benzetme olmasıydı. Sürekli bir film veya dizideki sahneler o anki durumu tanımlıyordu. Karakterler birbirlerine hakaret ettiklerinde bunu bir dizideki karakter üzerinden ona gönderme yapıyordu ve karşısındaki aynı şekilde karşılık veriyordu.

Bu gibi yerlerde güldüm bile.

Zaten kitap mizahi. Fazlasıyla mizah üzerinden gidiyor. Ana karakter olan Scarlett o kadar alaycı bir insan ki.. Sanırsınız ki hayatı gelişine yaşıyor.

Başta tavrı hoşuma gitmedi değil ama biraz sıkıcı bulduğum zamanlar da olmadı değil.

Uzatmalı aşkı dedikleri Gideon’a karşı biraz aptalca düşünceleri olsa da sadece düşüncede kaldıkları için affettim onu.

Ama Gideon var ya… Yani ısınamadığım esas oğlan az vardır ama işte girdi onlar arasına. “Popüler olucam deyip de itici olanlarda bugün” manşetli bir haber gibiydi resmen. Sonunda Scarlett’a affettirdi kendini ama ben poker face’imle okudum oraları.

Konu üzerinden gideyim biraz da.

İşte Scarlett, biraz tuhaf olan 16 yaşında bir kız. Bence lisedeki herkes tuhaftır ama Scarlett kendini ayrıca bir tuhaf olarak tanımladığı için sorgulamıyorsunuz oraları fazla. Gideon da onun gibi tuhafken, birden popüler oluyor. Yani zaten yıllarca konuşmamışlar ama bu gelişme onu baya üzüyor. En yakın arkadaşı da kendine bir sevgili buluyor ve Scarlett da teselliyi fanfiction yazarlığında buluyor. Zaten bu mecralarda tanınan biri ve çeşitli yaş gruplarının dahil olduğu bir yazarlar grubu bile var.

En büyük takıntısı olan ve bittiğinde bir nevi depresyona girdiği “Kurtadam Lisesi” dizisinin hayran kurgularını yazıyor bu grup.

Sonra bir gün Scarlett bu arkadaşlarından aldığı gazla kendi hikayesini çevresindeki insanlar üzerinden ve onların adlarını kullanarak kurgulamaya başlıyor.

Çok fazla detaya girip tüm kitabı anlatmamalıyım ama Ruth’a değineceğim.

Benim favorim olan karakter ne Scarlett’tı ne de başka biri.

73 yaşındaki Ruth, keşke ben de böyle birini tanısam diye ağlamama sebep oldu. Tabi malum yeri okumamın da etkisi vardı bu ağlayışta ama…

Şu diyaloğa bakar mısınız?

Scarlett ile tanıştıkları ilk sahnelerden;

“Meville lisesine mi gidiyorsun?” 

“Ne yazık ki öyle.”

“Nereden ot alabileceğimi biliyor musun?” 

Kendimi kontrol edemeden kaşlarımı iyice kaldırmıştım.

“Nasıl yani bildiğimiz ot mu?”

“Yok, bahçe için demek istemiştim. Bahçedeki boşluklara ekecek bitki bulamıyorum da,” dedi sabırsızlıkla. Evet anla işte. Jo. Ya da bu günlerde ne deniyorsa.”

“Son ergenlerarası argo standartlaştırma toplantısını kaçırdım ama galiba ot diyoruz. Bunu aldığın bir şeyin…torbacın falan yok mu?”

“Galiba mezun oldu..” 

Bana ‘Besties’ filmini anımsattı biraz anlatımıyla. Güzel bir gençlik romanıydı. Önyargılardan ve feminizmden biraz örnekler de mevcuttu. Çok muhteşem ya da bir başyapıt değil elbette ama keyifli bir kaç saat geçirmek için güzel bir kitap.

 

 

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.