Cehennem Meleği – Tara Fuller (Kitap Yorumu)

 

 

 

Serinin en güzel kitabı olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum Cehennem Meleği’nin.

Easton’ı ilk gördüğüm andan beri seviyordum. Hele ikinci kitapta Anaya’ya karşı olan yaklaşımı ve gönülsüz desteğiyle kalbimi erittiğini söylesem yeri var.

Ama bu kitapta hikayesini öğrenerek kendisine aşık olma yolunda ilerlediğimi söyleyebilirim.

Bir insan düşünün ki 470 yıl sonra bile cehennemi kendisine reva görecek kadar mutluluğu hak etmediğini düşünsün. Ne kadar korksa da üzülse de orayı hak ettiğini düşünsün…

Easton yaşarken de ölüm meleği olduğunda da zorluk yaşamış biri. İlk andan beri üzerinde bir bad boy havası var ama her zaman aslında ne kadar iyi biri olduğu hissediliyordu bence.

Yani hissediliyormuş ki Gwen adlı neşe meleği bunu hissedebilmiş.

Gwen insanlara bağlanmak gibi problemi olan bir neşe meleği ve cehennem meleği olan Easton’un patronu olan Balthazar’ın kızı.

Kızı dediysem öz olması imkansız zaten Yüce Güç’ün ona insanlığını hatırlatması için bir armağanı.

 

Ve Balthazar’ın bu işi epey ciddiye aldığını ve iyi bir baba olduğunu söylemeliyim.

Olay örgüsü hakkında bilgi verecek olursam, Gwen 2 yıl boyunca bir insana neşe veriyor onu düştüğü umutsuzluktan kurtarıyor ve nihayetinde sevdiği kıza kavuşturacağı sırada olmaması gereken bir şey oluyor ve çocuk ile sevdiği kız ölüyor.

Olaya mecburen Easton dahil oluyor ve ruhları almak için oraya gidiyor. Yanında da ( ben ortak olarak adlandırayım) Scout var. Dikkati dağınık bir ölüm meleği o da.

Bir şekilde Scout cennete gitmesi gereken Gwen’in neşelendirdiği Tyler adlı ruhu cehenneme götürüyor ve bu noktadan sonra Easton ve Gwen onu geri almak için cehennemin en derin yerlerine gitmek zorunda kalıyor.

Bu noktadan sonra verebileceğim pek bir ayrıntı zaten yok. Böyle bir yolculukta Gwen yüksek derecede korunması gereken bir karakter ve aralarında gelişen yakınlaşma hiç de beklenmedik değil.

 

Ancak Easton beni benden alırdı. Eğer yazar tarafından biraz daha derin ve şiirsel yazılsaydı.

Ama  bir young adult kitabı için bile yeterince derinliği vardı. Yaşadığı suçluluk ve sevdiklerini koruyamadığı düşüncesiyle kendine ettiği eziyet sonucu sevilmeyi bırak bir şeyleri sevmeyi bile kendine yedirememesi ne kadar acılı bir ruh olduğunu gözler önüne serdi.

 

Günümüzde de devam eden insanoğlunun farklı şekillerdeki cahilliği o zamanlarda cadı avı olarak gösterilmiş. Şimdi ise….

Boşluğu siz doldurun artık, dünya üzerinde olay çok.

Son olarak şunu da söyleyeyim, kitap çok tatlıydı. Çoğunlukla cehennemi mekan edinmesine rağmen hemde. 4 saat gibi kendi açımdan oldukça kısa bir sürede bitirdim. Su gibi akıcı, okuması kolay, tam bir çerezdi yani.

Sule

Kararsız karakteri hayatına yansımış, belli bir zevki asla olmayan, her şeyden biraz seven, yeri geldiğinde realist, genellikle sürrealist bir kişilik. Tanıdıkları hayal aleminde yaşadığını söylese de, bir dünyalı parçası.

Yorum yapılmamış

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.